Polimer Esaslı Su Yalıtım Malzemesi Nedir?

Nisan 2021

Polimer Esaslı Su Yalıtım Malzemesi Nedir?

MS Polimer bazlı mastiklerin ve yapıştırıcıların başarısı malzemenin kimyasında gizlidir. Uzun süren araştırmalar sonucunda geliştirilen MS Polimer teknolojisi sayesinde, birbirinden farklı güçlü ve zayıf yönlere sahip olan silikonların ve poliüretanların yararlı özellikleri bir araya getirilmiş, zayıf yönleri bu yeni hibrid malzemeden çıkarılmıştır.

MS Polimer teknolojisi ile üretilen mastikler; PVC, alüminyum, cam, çelik, seramik, kontrplak ve inşaat alanında yeni geliştirilen birçok malzeme gibi inşaat ve sanayide yaygın olarak kullanılan çeşitli yüzeylere astara gerek duymadan çok iyi şekilde yapışabilmektedir. Çok farklı uygulamalarda ve sıcaklıklarda kullanılabilen MS Polimer esaslı mastikler, su geçirmezlik sağlamak, yapıştırmak ve sızdırmazlık amaçlı olarak kullanılabilirken, aynı zamanda farklı yüzeylere de tutunabilmektedir. Böylelikle farklı uygulamalar için ayrı bir mastik almaya gerek kalmamakta, ürün kullanıcısına ekonomik bir avantaj da sağlamaktadır.

MS Polimerlerin Özellikleri:

Mükemmel mekanik özellikler gösteren MS mastiklerin önemli özelliklerinden bazıları da, uzun süreli elastiklik, deformasyon sonrası iyi toparlanma ve yaşlanma etkilerinin olmamasıdır. Özellikle ahşap ve metal gibi malzemelerin titreşim ve ısıl genleşmesine bağlı olarak çekme, deformasyon ve basınca uyum sağlarlar. Uygulandıkları alanın her türlü hareketini her mevsimde tolere ederler, deforme olmadan ilk hallerine dönme eğilimindedirler. Ayrıca yüzeyde kabarcık oluşturmayan MS mastiklerin yüzeyi pürüzsüz ve sağlam kalır. Uzun zamanlı laboratuvar ve açık hava yaşlandırma testleri göstermiştir ki; MS Polimerler çeşitli silikonlara ve poliüretanlara göre yıllar içerisinde hava koşullarından dolayı oluşabilecek çatlama, kopma ve soyulma testlerinde üstün performansa sahiptirler. MS teknolojisi ile üretilmiş mastikler UV ışınlarına maruz kalma sonrasında çatlak oluşturmazlar, esnekliklerini ve elastikiyetlerini zaman içinde, hatta uygulamadan yıllar geçtikten sonra bile korurlar.

MS Teknolojisi ile Üretilmiş Malzemelerin Uygulama Alanları:

Uygulama alanları sürekli olarak geliştirilen MS Polimerler, yapı ve inşaat sektörünün yanı sıra, sanayide, taşımacılıkta, güneş enerjisi teknolojilerinde, denizcilikte, yer döşemelerinde, su sızdırmazlığının sağlanmasında, son kullanıcıya hitap eden ürünlerde ve bazı özel uygulamalarda kullanılır. Yapı ve inşaat sektöründe ön cephe derzlerinde, doğaltaş derzlerinde, çevre derzlerinde, taş, plastik, metal gibi çeşitli yüzeylerin sızdırmazlığının sağlanmasında ve birleştirilmesinde, parke ve vinil zemin kaplamaların yanı sıra panel ve fayans yapıştırıcısı olarak, titreşim sönümlendirme uygulamalarında, çatılarda su sızdırmazlığının sağlanmasında ve camlarda kullanılan mastikler, otomotiv ve taşımacılık sanayisinde, deniz araçları ve güverte kalafatlamada ve güneş enerjisi modüllerinde de kullanılır. MS Polimer bazlı mastikler su sızdırmazlık özellikleri sayesinde su yalıtımı istenen onarımlarda ve bitümlü örtülerin yapıştırılmasında da tercih edilmektedir. Ayrıca son kullanıcılar tarafından çok amaçlı yapıştırıcılar, ayna yapıştırıcıları, banyo mastikleri ve hızlı etki eden yapıştırıcılar olarak kullanımı da yaygındır.

Teknik Özellikler:

Karışım Oranı 7 lt. su / 25 kg. toz
Sarfiyat Miktarı 2 kg. / m² (1 mm kalınlık için)
Uygulama Sıcaklığı +5°C ile +35°C arası
Harç Yoğunluğu 1,90 g/cm³
Kapta Bekletme Süresi 20 dakika
Katlar Arası Bekleme 5-6 saat
Su geçirimsizlik 5 bar (negatif-pozitif yön)
Basınç Mukavemeti > 30 N/mm²
Yapışma Mukavemeti ≥ 1 N/mm²
Eğilme Mukavemeti > 4 N/mm²
Pota ömrü(potlife) 20°C yaklaşık 30 dak.
Üzerinin Kaplanma Süresi 7 gün
Su Geçirimsiz Hale Gelme Süresi 7 gün

Lamine Parke Nedir?

Lamine parke, genellikle iki ya da üç katman olarak üretilen parke çeşididir. Alt katmanlarda genellikle düşük değerdeki herhangi bir ağaç ya da kontrplak kullanılmaktadır. Bu tabakada en yaygın kullanılan ağaç türü İngilizce’ de rubberwood olarak adlandırılan botanik ismi ise hevea brasiliensis olan ağaçtır. Üst katmanda ise ağacın bizzat kendisi bulunur. Lamine parkenin masif parkeden pahalı olmasının nedeni ise üretime olan maliyeti masif parkeye oranla çok daha yüksek bir üretim teknolojisi kullanılması ve cilalı, boyalı, eskitilmiş vb. seçeneklerle satışa sunulmasıdır. Masif parkede bu tür üst yüzey işlemleri ve malzemeleri dışarıdan temin edilir ve uygulanır.
Lamine parkedeki “lamine” kelimesi yapıştırma anlamındadır ve birbirine yapışan katmanlardan oluşmuş bir malzemeyi ifade eder. Standart lamine parkelerdeki üst katman kalınlığı 3-6 mm civarındadır. Son zamanlarda piyasaya giren ve piyasada yer edinebilmek ve daha fazla satış rakamlarına ulaşabilmek için standart dışı lamine parkeler kontrplak üzerine 1-2 mm kalınlığında papel kaplamaların kullanılmasıyla üretilmektedir. Ne yazık ki, 1-2 mm kalınlığında gerçek ahşaba sahip olan bir lamine parke ağacın gerçek dokusunu bile veremez. Ancak maalesef ülkemizde tüketiciler ucuz ürün alma mantığıyla hareket ederek çok büyük yanılgıya düşmektedirler. Bunun yanında 1-2 mm hatta 2,5 mm kalınlığında olan lamine parkeler 1 ya da 2 defa silindikten sonra ömürlerini tamamlarlar çünkü artık en alt tabakadaki ağaca kadar inilmiştir. Bu sebeple lamine parke seçiminde üst katmandaki ağacın kalınlığına dikkat edilmelidir.

Lamine parke seçiminde dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur ise ister tek parça (plank) ister üç parça (3-strip) olsun, parçalar yan yana birleştirildiğinde arada kot farkının olmaması ve parçaların birbirlerine sıkı kenetlenmesidir. Aksi halde en ufak bir ıslaklık unsurunda su parçacıkları ahşabın arasına sızar ve çalışmasına sebebiyet verebilir.

İki katmanlı olarak üretilen lamine parkeler üç katmanlı lamine parkelere göre daha esnek bir malzemedir. Bu malzemenin zemin ile ilgili problemleri olan mekanlarda tercih edilmelidir. Bu sebeple iki katmanlı lamine parke yere yapıştırılarak uygulanmalı, yüzer sistem olarak tanımlanan yöntem uygulanmamalıdır. Aksi halde aynı laminat parkedeki gibi uygulama yapılan alanda yer yer ses üretme problemi ile karşılaşılabilir.

Paslanmaz Çeliğin Hayatımızdaki Yeri

Paslanmaz Çelik her geçen gün kullanım alanını geliştirmekte olan bir üründür. Dev yapılardan çatal bıçağa kadar pek çok ürünün ham maddesi olan paslanmaz çelikler birçok özelliği ile tercih edilmektedir. Paslanmaz çelikler kullanım miktarları ile ülkelerin gelişmişlik düzeylerini dahi etkileyen kriterlerden biri olarak ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Paslanmaz çelikler korozyon dayanımlarının yüksek olması ve hijyenik olması özellikleri ile ön plana çıkmakta ve bu özellikleri çerçevesinde kullanılmaktadır. Paslanmaz çelik malzemeler günlük hayatta da birçok yerde karşımıza çıkmaktadır. Peki bu denli yoğun kullanımı olan paslanmaz çelikler ne gibi yerlerde ne şekilde hangi özellikleri nedeni ile kullanılmaktadır.

Paslanmaz çeliklere günlük hayatta en yoğun şekilde metrobüs duraklarından tutunda birçok apartmanda ya da okullarda kullanılan korkuluklarda karşımıza çıkmaktadır. Küpeşte olarak adlandırılan bu yapılar paslanmaz çeliklerin şık görünümü ve dayanıklı olması nedeniyle tercih edilmektedir. Küpeştelerde paslanmaz çelik borular ve paslanmaz çelik dirsekler yoğun olarak kullanılmaktadır. Genel olarak küpeştelerde polisajlı olarak adlandırılan borular kullanılıyor olsa da bazı alanlarda satineli borularda kullanılmaktadır. Şık ve modern görünümü nedeniyle tercih edilen paslanmaz çelik borular açık alanlarda da bulunan korkuluklarda da her türlü hava koşuluna karşı yüksek dayanımı nedeni ile kullanılmaktadır. Küpeşte olarak kullanılan paslanmaz çelik borular genellikle 304 kalite olarak tercih edilmektedirler. Pek fazla olmasa da kullanılan ortamın tuzlu ya da asitli ürünlere maruz kalabilmesi ön görülen ortamlarda 316 kalite malzemeler kullanılarak daha uzun süre kullanılabilmesi sağlanmaktadır.

Günlük yaşantımızda bu denli hayatımızın içinde olan paslanmaz çelikler hayatımızda görünenin yanında görünmeyende birçok noktada etkin rol almaktadırlar. Arka planda olması nedeniyle pek fark edilmese de hayatımıza birçok noktada temas ederler. Kısa kısa bahsetmek gerekirse.

Gıda sektöründe paslanmaz çelikler hijyen nedenleri ve sağlık şartları gereği çok yoğun bir biçimde kullanılmaktadır. Paslanmaz çelik borular olsun paslanmaz çelik miller olsun pek çok noktada kullanılmaktadır. Gıda sektöründe paslanmaz çelikler iki ana bileşende kullanılmaktadır. Bu bileşenlerin birincisi gıda makinalarıyken ikincisi paslanmaz çelikten imal edilen gıda hatlarıdır. Paslanmaz gıda makinalarında dış yüzey paslanmaz saclardan imal edilirken içlerinde bulunan karıştırıcılar millerden yapılmaktadır. Gıda makinalarında şasede genellikle paslanmaz çelik profillerden yapılmaktadır. Paslanmaz çelikten imal edilen gıda hatları genellikle çikolata gibi akışkanların taşındığı işlerde kullanılmaktadır. Hatta çikolata gibi donma ihtimali olan ürünlerde cidarlı denilen hatlar kullanılmakta ve sıcak su ile hattın içinde akış sürekli hale getirilmeye çalışılmaktadır.

Gıda hatlarında paslanmaz çeliklerin kullanılmasının ana sebebi paslanmaz çeliklerin hem yüksek korozyon direnci hem de üzerinde bakteri üremesini önleyen yapısıdır. Paslanmaz çelikler gıda gibi sağlık açısından önem arz eden yerlerde kullanılarak hem daha uzun süreli bir kullanım elde edilirken hem de sağlıklı bir şekilde üretim yapılması sağlanmaktadır.

Paslanmaz çelikler ayrıca petrokimya sektöründe de kullanılmaktadır. Petrokimya sektöründe kullanılan maddelerin korozatif yoğunluklarının yüksek olması paslanmaz çeliklerin kullanılmasında ana etkenlerdendir. Korozyon dayanımı oldukça yüksek olan paslanmaz çelikler bu sektör için olmazsa olmaz ürünlerdir. Petrokimya sektöründe yüksek basınçların olması da paslanmaz çeliklerin kalın etli ya da çekme olarak adlandırılan tipini kullanılmasına yol açmaktadır.

Yukarıda kısaca bahsettiğimiz kullanımlarının yanı sıra paslanmaz çelikler ilaç, boya, enerji, makine imalatı gibi sektörlerde de kullanılmaktadır. Paslanmaz çelikler bünyelerinde barındırdıkları birçok özellik ile hayatımızda ki yerlerini her geçen gün bir adım daha öteye taşımaktadır.

Mart 2021

Riskli yapı süreci nasıl yürütülecek?

Depreme karşı dayanıklılığı ve içinde yaşayanların can güvenliğinin olmadığı riskli yapıların tespitine yönelik işlemler 4 aşamada yapılıyor.

İzmir’in Seferihisar ilçesi açıklarında meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremle ilgili riskli yapı tespitine ilişkin sürecin nasıl yürütüleceği yeniden gündeme geldi.

Deprem, sel, heyelan gibi afetlerde içinde yaşayanların can güvenliğinin olmadığı yapılar diye adlandırılan “riskli yapılar”ın tespit edilmesine yönelik işlemler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürütülüyor.

Riskli yapılarla ilgili süreç, “tespit başvurusu”, “risk tespiti”, “riskli yapıların yıktırılması” ve “yıkım sonrası uygulama” olmak üzere, 4 ana aşamadan oluşuyor.

Tespit başvurusu

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, riskli alan ile yapıların kentsel dönüşüm kapsamında sağlıklı ve güvenli yaşam alanları haline getirilmesi amacıyla çıkarılan 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapıların her şeyden önce malikleri tarafından tespit ettirilmesi gerekiyor.

Riskli yapı tespitinde vatandaşların izleyecekleri ilk adım, lisanslı kurum ve kuruluşlara başvuru ile atılıyor.

Bu kapsamda vatandaşlar, yapıları için Bakanlıkça lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlara “riskli yapı tespiti” yaptırılabiliyor.

Lisanslandırılmış kurum ve kuruluşların listesine de Bakanlığın internet sitesindeki “https://altyapi.csb.gov.tr/riskli-yapi-tespiti-ile-ilgili-kuruluslar” linkinden ulaşılabiliyor.

Riskli yapı tespiti işlemleri için maliklerden biri veya kanuni temsilcisinin dilekçe, güncel tapu durum belgesi ve kimlik belgesinin fotokopisi ile söz konusu kurum ve kuruluşlara başvurması yeterli oluyor.

Risk tespiti

Yapılan incelemeler sonucunda riskli olduğu tespit edilen yapılar, tespiti yapan kurum ve kuruluşlarca İstanbul’da ilçe belediyelere, diğer illerde ise Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine bildiriliyor.

İtiraz olursa belediyeler ve il müdürlüklerince yapıyla ilgili raporlar tekrar inceleniyor. Eksik veya yanlış hususların bulunması halinde raporlar ilgilisine iade edilirken, uygun bulunan tespitlere yönelik şerh bildirimi ilgili tapu müdürlüğüne iletiliyor.

Bu sürecin ardından ilgili tapu müdürlüğünce, tapu kütüğüne işlenen belirtmeler, riskli yapı tespitine karşı tebligat tarihinden itibaren 15 gün içinde hak sahiplerine tebliğ ediliyor.

Bu tebligatta riskli yapının bulunduğu yerdeki müdürlüğe dilekçe ile itiraz edilebileceği, aksi takdirde tebligat tarihinden itibaren idarece 60 günden az olmamak üzere belirlenen süre içinde yapının yıktırılması gerektiği de belirtiliyor.

Riskli yapının tespitine yönelik itirazlar da üniversitelerden bildirilen dört üye ile ikisi inşaat mühendisi ve biri jeoloji veya jeofizik mühendisi olmak üzere Bakanlık teşkilatında görev yapan üç üyenin yer aldığı teknik heyet tarafından inceleniyor.

Riskli yapı olarak tapu kütüğüne kaydedilen taşınmazların maliklerine, 60 günden az olmamak üzere süre verilerek, riskli yapıların yıktırılması isteniyor.

Riskli yapıların yıktırılması

Riskli yapıların 60 günlük süre içinde maliklerince yıktırılıp yıktırılmadığı, idarece mahallinde kontrol ediliyor. Riskli yapı, malikleri tarafından yıktırılmamışsa yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek 30 günden az olmak üzere ek süre tanınıyor.

Bu süre sonunda da riskli yapıların maliklerince yıktırılmaması halinde, riskli yapılara elektrik, su ve doğal gaz verilmemesi ve verilen hizmetlerin durdurulması ilgili kurum ve kuruluşlardan isteniyor.

Riskli yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ile yıktırma işlemleri, mülki amirler tarafından sağlanacak kolluk kuvveti desteği ile idarece yapılıyor veya yaptırılıyor.

Yıktırılamayan yapılar Bakanlıkça veya il müdürlüklerince yıkılıyor veya yıktırılıyor. Bu yıktırmanın masraflarından malikler hisseleri oranında sorumlu oluyor.

Yıkım sonrası uygulama

Riskli yapıların bulunduğu parsellerde, yapıların yıktırılmış olması şartı aranmaksızın ve yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin, parsellerin birleştirilmesi, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılması, yeniden bina yaptırılması, payların satışı gibi işlemler bazında yeniden değerlendirme yapılıyor.

Bu süreçte bütün maliklerce oy birliği ile karar verilememiş olması durumunda anlaşma sağlanamayan maliklere ait taşınmazların değeri Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettiriliyor ve bu değer de gözetilerek oy birliği ile anlaşmaya çalışılıyor.

Oy birliği ile anlaşma sağlanamaması halinde yapılacak uygulamalara sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar veriliyor.

En az üçte iki çoğunluk ile alınacak kararlar ve anlaşma şartları İstanbul’da belediyelere diğer yerlerde il müdürlüğüne bildiriliyor. Alınan karara katılmayan maliklerin arsa payları, arsa payı değeri üzerinden anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılıyor. Satış işlemlerinin sonlanmasıyla birlikte uygulamaya geçiliyor.

Riskli yapısı yıkılan vatandaşlara yeni yapılacak konutlar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığından faiz desteği ve kira yardımı, devletin ilgili kurumları ve belediyeler tarafından da vergi ve harç muafiyeti gibi kolaylıklar tanınıyor.

Deprem İzalatörü Her Binada Kullanılır mı?

Deprem izolatörü dedigimiz mekanizma, yapının zeminden yalıtılması amacıyla kullanılır. Deprem kuvveti nasil oluşur hatırlayın: Zemin hareket eder, bu hareket neticesinde yapı yerinde kalmak ister, zemin ile yapı periyotlarıda birbirine yakınsa büyük atalet kuvvetleri(deprem kuvvetleri) oluşur…

Spektrum eğrisini düşünün. S(T) ‘nin 2.5 olduğu bir bölge var, bu bölge yapı periyodunun, zemin periyodu ile çakıştığı bölge, yani rezonans olan bölge. Bu bölgenin maksimum periyodu 0.90 saniye(TB=0.90 saniye). S(T)- T grafiginin xx ekseninde malum yapı periyotlari yer almakta. S(T)’ nin 2.5 oldugu bölgeden sonra, yani periyot 0.90′ i geçtikten sonra(en kotu zeminde), S(T) azalmaya başlamakta. Yapı periyodu 1.5, 2, 2.5, 3, 3.5 saniye gibi değerlere ulaştıkça, S(T) degeri de 2.4, 2, 1.6 gibi değerlere düşmekte. Rezonans ortadan kalkmakta. S(T)’ ye deprem büyütmesi demek yanlış olmaz.

Hesap ivmesini hatirlayin:

A=Ao x I x S(T)

S(T) ne kadar büyükse, deprem kuvveti de o kadar büyümekte. S(T) ne kadar küçulürse, yapıda oluşacak deprem kuvveti de o kadar azalmakta. S(T) ise yapı periyodu uzadıkça, küçülmekte.(spektrum eğrisine bakınız).

Deprem izolatörü’ nün görevi işte budur. Yapı periyodunu büyütüp, S(T)‘ yi küçültmek, daha az deprem kuvveti oluşmasını sağlamak. Izolatörler yapı periyodunu 3 saniye, 3.5 saniye yaparlar ve S(T) oldukça küçülür, dolayısıyla yapı da da daha küçük deprem kuvvetleri oluşur.

Deprem yalıtımının mantığını anladık. Bu bağlam da deprem izolatörü her binada kullanılır mı ona bakalım. Yazıyı buraya kadar okuyanlar muhtemelen uygulanır, iyi de olur diyecektir. Düşünmeye devam edelim. İzolator neden koyuyorduk, yapının periyodunu 3 saniye civarını getirmek için. Böylece daha küçük deprem kuvvetleri oluşuyordu. Şimdi 25-30 katli bir yapı düşünün. Yapının periyodu nedir? Yaklaşık 2.5 – 3 saniye. İzolatör ne yapıyordu: 3 saniye. O halde izolatör koymanın bu bina da bir anlami var mı? Zaten yapının periyodu 2.5 – 3 saniye. Paraya yazık, emeğe yazık. O halde yuksek yapılar da 25 – 30 katı geçen yapılar da izolatör koymak doğru değil sonucunu çikarabiliriz…

Shingle Çatı Malzemesi

Ülkemizde geleneksel çatı kaplama malzemesi olarak sert ve kırılgan kaplamalar kullanılır.Ancak bu malzemelerin neden olduğu sorunlar halk arasında yaygın olarak bilinmektedir.Asfalt kiremit “shingle” size karşılaştığınız bu sorunların hiçbirini yaşatmaz.

Dayanıklı ve ekonomik olarak bilinen shingle çatı, çatı kaplama amacıyla kullanılan malzemeler arasında en çok tercih edilen türdür. Özellikle eğimli çatıların kaplamasında su izolasyon malzemesi olarak tercih edilmektedir. Modern teknolojiyi üzerinde fazlasıyla barındıran bir çatı malzemesi olması nedeniyle shingle çatının sektörde önemli bir yeri bulunuyor. Amerika’da bulunan evlerin %90’ı Avrupa’da bulunan evlerin büyük bir kısmı shingle çatı kaplama sistemi ile donatılmıştır.

Shingle çatı, esnek yapısıyla, geleneksel olarak tercih edilen çatı kaplama malzemelerinden farklıdır. Sert ve kırılgan olmaması sayesinde rüzgara ve kötü hava koşullarına karşı dayanıklıdır. Shingle çatıda diğer çatı kaplama malzemelerinde olduğu gibi uçma ya da kalkma gibi olumsuzlukların yaşanmasına neden olmamaktadır. Shingle çatı, hafif oluşuyla da iskelet maliyetini düşürdüğü gibi aynı zamanda uzun ömürlüdür. Shingle çatı, farklı renk alternatifleriyle yapılara dekoratif görünüm de kazandırır.

Çatı güvenliği ve çatılarda kullanılan malzemeler büyük önem taşımaktadır. Unutmayın; çatı güvenliği hayat kurtarır.

Türkçede Şıngıl Çatı olarak da kullanılan bu terim bir çatı kaplama malzemesi ya da eğitimli çatılarda çatı kaplamak için kullanılan su izolasyon malzemesinin adıdır. En çok tercih edilen çatı kaplama malzemesi olan Shingle çatı, esnek bir çatı uygulama malzemesi olduğu için uygulama esnasında kolaylık sağlamaktadır.

Shingle çatı, düşük sıcaklıklarda dahi çatlamaz, kırılma meydana gelmez. Shingle çatıda karın kaymasını önlemek için özel kurulumlar yapmaya gerek yoktur. Shingle çatı, kar yığınlarının çatıdan topluca kaymasını önler. Diğer çatı kaplama malzemelerinden farklı olarak, çeşitli renk ve şekillerde sunulması çatının farklı ve güzel renklerde tasarlanmasını sağlamaktadır. Shingle oldukça güvenli bir malzemedir. Statik elektriği biriktirmez, kıvılcım yapmaz, mıknatıs etkisini oluşturmaz ve yıldırım çekmez. Her türlü hava koşuluna, aşındırıcı ortamlara ve kimyasal asitlere karşı dayanıklıdır. Rüzgara karşı dayanımı yüksektir. Yağmur ve fırtınada da sessizdir.

Shingle Çatı Malzemesinin Özellikleri

  • Benzer kaplama malzemelerine göre hafif bir yapıdadır.
  • Konstrüksiyona gereksiz yükler yüklemez.
  • Uygulanması oldukça kolay ve pratiktir.
  • Su geçirmez niteliğinden dolayı içeriye kolay kolay su almaz.
  • Her türlü binaya uygulanabilir esnek niteliklere sahiptir.
  • Eğim ve eğrisel nitelikte olan tüm bölümlere hızlıca uyum sağlar.
  • İddialı ve hoş bir görüntü sunar.
  • Hafif nitelikleriyle gereksiz yük yapmaz.
  • İskelet maliyetini düşürür.
  • Sorunsuz bir çatı vaat eder.

Boyalı Saç Trapez Levha

 

 

Boyalı Saç Trapez Levha Nedir?

Boyalı Galvanizli tek kat ürünlerin 27/200 formlanmış hali trapez levha olarak adlandırılır. Trapez formu ile saclar sağlam, uzun ömürlü, ekonomik, çatlamaz, kırılmaz, paslanmaz, hafif, çok pratik bir çatı örtüsüdür.

Kullanım Alanları

*27/200 form Trapez; yalıtım gerekmeyen endüstriyel binalar *Depo ve Silo inşaatında*Alışveriş merkezleri *Endüstriyel Tesisler*Akaryakıt istasyonları*Uçak hangarları *Baraka yapımında *Prefabrik Yapı İmalatında *Araç parkları *Şantiyelerde istinat duvarı *Spor salonları*Cephe kaplama Çatı ve Cephe kaplamalarında en ekonomik aynı zamanda montajı kolay bir çatı ve cephe kaplama ürünüdür. İnşaat alanında çok yaygın bir kullanım alanına sahiptir.

Özellik ve Avantajları

  • Çatı ve cephede kolay ve hızlı montaj
  • Malzemenin hafif olması sayesinde taşıyıcı konstrüksiyondan tasarruf ve pratik montaj imkanı verir
  • Şantiye ve depolarda az yer işgal eder
  • Renk ve form çeşitliliği müşteriye seçim imkanı verir
  • Geri dönüşüm özelliğinden dolayı çevre dostudur
  • Kolay lehim tutar ateşe karşı dayanıklıdır
  • Boyalı trapez sac ve galvaniz trapez sac istenilen her uzunlukta üretilebilmektedir
  • Galvanizlenmiş çeliğin üzerine yapılan boyamalar, galvaniz tabakasının ömrünü uzatmaktadır

Saten Alçı

                                                         

Saten Alçı Nedir? Nasıl Yapılır?

“Saten Alçı”, sıvanan yüzeylerin üst katmanlarının pürüzsüz ve temiz bir yüzey haline getirilmesi için uygulanan toz halinde, ince bir malzemeden elde edilen alçı sıva türüdür. Bu düzgün, temiz ve pürüzsüz olma özelliğinden dolayı, bir kumaş türü olan saten benzetmesinden adını almıştır. Bu sıvaya “Saten Perdah Alçısı”“Perdahlı Alçı Sıva” isimleri de verilmektedir. Saten alçı uygulamasında duvarlarda uygulanan işlemler tavanlar içinde aynıdır.

Saten Alçı Karışım Oranları

  • Toz halinde 1 m3 alçı yaklaşık 700 kg gelmektedir.
  • Saten alçı harcı hazırlanırken, her 10 kg toz alçıya, 6,5-7 lt su ilave edilmesi gerekir.
  • 1 kg karışım ile 1 m2 alana 1 mm kalınlığında saten alçı yapılabilmektedir.
  • Alçı sıvalar çabuk donduğundan ve yeniden karıştırılmaya uygun olmadığından, hazırlanan harçların kısa sürede tüketilmesi gerekmektedir. Saten alçısı harcı karıştırıldıktan 90 dk içersinde uygulanmalıdır.

Karışımın Hazırlanması

“Saten alçı”, “perdahlı alçı sıva” uygulaması sonucunda pürüzsüz bir yüzey elde etmenin ilk ve en önemli adımı saten alçı karışımının hazırlanmasıdır. Alçı karışımları hızlı donduğundan en fazla 90 dakikada tüketilecek miktarlarda harç hazırlanmalıdır. Yukarıda verilen alçı-su oranlarına dikkat edilmemesi, uzun süre ya da hızlı karıştırma işlemi harcın hızlı donmasına sebep vermektedir. Dolayısyla harcın karıştırıldığı mikser yüksek devirlerde çalıştırılmamalı ve bu karıştırma işlemi gereğinden uzun tutulmamalıdır.alçı sıva-img2Pürüzsüz bir saten alçılı yüzey elde etmek için toz alçı içerisinde iri taneler, topaklanmalar ya da yabancı maddeler bulunmamalıdır. Bu nedenle alçı sıva torbaları depolanırken sudan ve nemden korunmalı ayrıca 20 alçı torbasından fazla üstüste istiflenmemelidir. Saten alçı harcı karışımı üzerine yeni su ve alçı ilave edip karışımı artırmak harcın homojenliğini bozarak topaklanmalara neden olur. Dolayısıyla her defasında harç karılan eleman temizlenmeli ve baştan yeni bir karışım hazırlanmalıdır. Ayrıca karışımın içerisine kum, çimento ya da mermer tozu gibi herhangi bir yabancı madde eklenmemelidir. Karışım suyunun da karışımın inceliğini ve kalitesini bozmayacak kalitede olması gerekir.

Raspalama

Saten alçı ince bir tabaka olarak uygulandığından, pürüzsüz bir yüzey elde etmek için, perdah alçının uygulanacağı yüzeyin de kısmen düzgün olması gerekmektedir. Perlitli alçı sıva ya da ince sıva uygulanan yüzey kuruduktan sonra, yüzeydeki kabarıklıklar, çıkıntılar ve artıkların temizlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla spatulayla yapılan işleme “Raspa” ya da “Raspalama” adı verilmektedir. Sıva uygulamalarında ortaya çıkan mastar izleri de bu yöntem ile giderilir.

Islatma

Uygulama yapılan yüzeyin uygulama öncesi ıslatılması gerekmektedir. Islatılmayan yüzey ya da alçı sıva karışımındaki düşük su oranı saten alçının çatlamasına ya da yüzeyin tozla kaplı bir hale gelmesine neden olabilmektedir. Dolayısıyla saten alçının içerisindeki suyu kaybetmemesi açısından, saten alçı uygulanacak yüzey ıslatılmalıdır.

Uygulama Yönü

Daha önceden hazırlanan “saten alçı harcı” çelik mala üzerine alınarak yüzeylere 0,3-1 mm kalınlıkta olacak şekilde uygulanır.  Saten alçı yüzeyinin yeterince düzgün ve düzenli bir şekilde ortaya çıkması için malalama işlemi sürekli aynı yönlerde uygulanmalıdır. Bu işlem yapılırken, önce uygulanan yüzeyin bozulmaması için, yukarıdan aşağı doğru saten alçı uygulanır. Bu işlem sırasında mümkün olduğunca mala izi bırakmamaya çalışılır.

Zımparalama

Pürüzsüz bir saten alçılı yüzey elde etmek için uygulanan bu ince katman zımparalanır. 0-400 kum zımpara adı verilen zımpara ile uygulanan yüzey son haline getirilir.

alçı-zımpara-foto

Malzemelerin Temizlenmesi

Saten alçının hassas bir uygulama olması, kullanılan malzemeler konusunda titiz olmayı gerektirmektedir. Bir sonraki uygulamanın sağlığı açısından, kullanılan malzemelerin, uygulama işlemi biter bitmez temizlenmesi ve düzenli bir şekilde depolanması gerekmektedir. Alçı kurudukça sertleşen bir malzeme olduğundan, özellikle karıştırma kapları-teknelerinin zaman geçmeden temizlenmesi gerekmektedir.

Epoksi Zemin Kaplama

Epoksi zemin kaplamaları yapı sektöründe çok geniş bir kullanım alanına sahiptir. Zemin kaplaması olarak kullanılmasının en temel amacı fiziksel ve kimyasal oluşumların beton yüzeyler üzerindeki olumsuz etkilerini gidermektir. Epoksi esaslı döşeme kaplamaları uygulanmış olan alanlarda betonarme betonuna kıyasla çok üstün performansa sahip kesintisiz bir yüzey elde edilebilmektedir.

Epoksi Zemin Kaplamalarının Özellikleri:

  •  Döşeme ile güçlü bir bağ oluşturur.
  • Kimyasal maddelerin olumsuz etkilerine karşı mükemmel bir direnç gösterir.
  • Sıvı maddelerin döşemeye vereceği zararlara karşı en kesin çözümü sağlar.
  • Basınca dayanıklı, esnek ve aşınma direnci yüksektir.
  • Temizlenmesi kolaydır, hijyenik yüzeyler oluşturur.
  • Çatlamaya karşı dirençlidir.
  • Hızlı uygulanabilir.
  • Çok çabuk kürlenme sağlar.
  • Uygulandığı mekanlara stetik görünüm sağlar.

Epoksi Zemin Kaplama Temizliği ve Bakımı

Genel olarak ıslak vakumlu mekanik sıyırıcı en uygun uygulamadır. Bez ve kova ile yıkama önerilmez. Hijyen koşullarının çok önem taşıdığı koşullarda bakterisit solüsyonu kullanılabilir ve 60- 80ºC sıcaklıklarda buharlı temizleme önerilir. Aşındırıcı kimyasal maddelerin dökülmesinin söz konusu olduğu okullarda, yüzeyin en kısa süre içinde temizlenmesi gerekir.

Grout Harcı

Grout Harcı, Dinamik etkilere maruz kalan yüksek mukavemet gerektiren çelik yapı, temel soketi, perde ve kolon başlığı, çelik kolonların temele sabitlenmesi vb. imalatlarda kullanılan çimento esaslı, akıcı ve yüksek dayanımlı, büzülme yapmayan, geçirimsiz yapı malzemesidir.

Grout harcı, Çelik kolonların temele sabitlenmesinde, Prefabrik beton yapı elemanlarının montajında, Enerji türbini, jeneratör, kompresör, pompa vb. her türlü endüstriyel makinelerin yere sabitlenmesinde, Beton tamirinde, İç ve dış koşullarda uygulanır.

 

Yüksek yapışma gücüne sahiptir. Hava koşullarından etkilenmez. Suya karşıda dayanıklıdır. Toz bir madde olarak paketler halinde satılır. Hazırlama ve uygulaması kolaydır.